Toplumda pek çok kişi estetik amaçlı botoks uygulamaları hakkında doğru veya yanlış bilgi sahibidir. Botoksla ilgili bilinen pek çok yanlış hakkında konunu uzmanı Doç. Dr. Altuğ Çetinkaya’ya danıştık ve şaşırtıcı bilgiler aldık.
Uygun saklanmayan gıda ürünlerinde üreyen Clostridium botulinum (bo-) bakterisi toksininden (-toks) üretilen ve ismini bu kısaltmadan alan botoks, ilk kez 1960’lı yıllarda Dr. Alan Scott tarafından göz hastalıklarının tedavisi için geliştirilmeye başlanmıştır. Kendisi bir göz hekimi ve oküloplastik cerrah olan Dr. Scott’un tedavi etmek istediği hastalıklar, göz çevresindeki kaslarda istemsiz ortaya çıkan kasılmalar ve şaşılık sorunlarıydı. Bu alanda kullandığı pek çok ajan arasında tek olumlu sonuç veren bu besin zehirini güvenli bir ilaç haline getirmeyi başaran Dr. Scott, yıllar süren çabaları sonucu bu hastalıklarda güvenli ve etkin sonuç almayı başarmıştı.
Günümüzde de halen göz çevresi kasılmaları grubundaki, her iki gözün kasılmaktan neredeyse açılamadığı ‘benign esansiyel blefarospazm’, yüzün yarısının kasılma atakları geçirdiği ‘hemifasiyel spazm’, bu duruma boyun kaslarının da eşlik ettiği ‘Meige sendromu’ ve kapağı açan kasların kapatanlardan daha zayıf kalmasıyla seyreden ‘oküler apraxia sendromu’ gibi durumların tedavisinde en etkin yöntem botoks uygulamalarıdır. Bu konuda botoks tedavisinin halen tek ve en etkin tedavi olduğu 2007 senesinde, Current Opinion in Ophthalmology dergisindeki yazımda o dönemdeki umut vaad eden yeni çalışmaları özetlemiştim, ancak o günden bu yana da halen botoks tedavisine alternatif üretilememiş durumda.
Botoksun estetik kullanıma girişi, üretiminden yıllar sonra, yüzünün sol yarısındaki kasılmalar için tedavi almakta olan bir hastanın o taraftaki kırışıklıkların yıllar içinde kaybolup diğer taraftakilerin derinleştiğini uygulayıcı göz hekimine ifade etmesiyle başlayan ve yine yıllar süren süreçte yapılan bir dizi araştırma sonucu olmuştur. Bu süreçteki tüm tıbbi çalışmalar botoksun güvenliği konusunda olumlu sonuçlar vermiştir. Clinical and Experimental Ophthalmology dergisinde 2014 yılında yayınlanmış olan çalışmamda kapak kasılmaları için 20 seneye kadar aralıksız botoks tedavisi almış olan hastalarda, bu ilacın yıllar boyu kullanımının güvenli olduğunu ve 20 yıl sonra bile halen etkin olduğunu görmek mümkündür.
Botoksun kullanımda olduğu yaklaşık 40 yıllık süreçte göz hastalıklarının yanı sıra migren, aşırı terleme, idrar kaçırma, diş sıkma-gıcırdatma gibi pek çok değişik hastalığın tedavisinde de güvenle kullanıldığını izlemekteyiz. Kozmetik kullanımda ise 20 yılı aşan süredir harikalar yaratmakta. İlk önce kaşlar arasındaki çizgilerin tedavisi için tıbbi onay alınmış olsa da alın çizgileri, kaz ayakları da dahil olmak üzere pek çok dinamik çizgide çok iyi sonuçlar elde edilmekte. Botoks uygulamaları konusunda usta bir hekim, uygulama yerleri ve dozajını iyi ayarlayarak yüzümüzdeki kasların birbiriyle olan ilişkisini dengelemek suretiyle, istediği bölgede gerekli değişiklikleri yapabilmektedir.
Gelelim botoksla ilgili çok sıklıkla duyduğumuz yanlışlara… Öncelikle botoks yüzümüzde şişkinlik, dolgunluk yaratan bir işlem değildir. Kaslarımızın çalışması için gerekli olan sinyal molekülünü geçici olarak bloke eder ve o bölgedeki kasın aşırı faaliyetini engelleyerek çalışır. Yani botoks, dolgu malzemesi gibi yüzümüzde büyütücü, şişirici değişiklikler yapmaz. Uygun oranda yapıldığında mimiklerimizde anormal değişiklikler ortaya çıkmaz, hatta düzelme sağlar. Cilt üzerine direkt bir etkisi yoktur, ancak kaslardaki kasılmayı durdurduğunda kasın hemen üzerinde yer alan cildimizin kırışmasını, buruşmasını ve harekete bağlı çatlamasını engellemiş olur. Etkisinin tamamen geçtiği aylar sonra vücutta herhangi bir zararlı etki bırakmadan, etkin olduğu süre boyunca kas hareketsizliğine bağlı olarak cildin yıpranmamış olmasını temin eder; böylece ciltteki yaşlanma sürecini yavaşlatmış olur. Bu nedenle botoks uygulaması bir aşamada bırakılsa dahi, eskisinden daha kötü olmak diye bir şey olamaz, bilakis daha az yıpranmış bir ciltle kaldığımız yerden hayata devam ederiz. Yine başka bir yanlış bilgi botokslu hastaların hep aynı ifadesiz surata sahip olduklarıdır. Bu aslında tedaviyi yapan kişinin elinde olan bir durumdur. Yüz ifadesinin değişmesi, mimiklerin kaybolması ancak hatalı uygulamalarla mümkündür. İdeal yapılan bir botoks tedivisi dışarıdan anlaşılmayacaktır. Özetle, botoks uzun yıllardır pek çok hastalığın tedavisinde güvenle kullanılan bir ilaç olmanın yanı sıra doğru ellerde son derece güvenilir ve etkin bir kozmetik tedavi yöntemidir.